Kurşun geçirmez dizüstü bilgisayarlar
![]()
İş seyahatinde sunum gününden önce bilgisayarın üzerine şekerli kahve dökülürse neler olur? Eğer bu yazıda anlatıldığı gibi bilgisayarlar kullanıyorsanız, hiçbir şey olmaz.
Dizüstü bilgisayarlar insanların hayatına gittikçe daha çok girmeye başladılar. Daha bir iki sene öncesine kadar bir lüks olarak görülürken, artık özellikle iş dünyasının olmazsa olmazları arasındalar. Kablosuz iletişimin, veri aktarımının ve internetin gittikçe yaygınlaşması ve birçok mekânın kablosuz internet hizmeti vermeye başlaması ile birlikte dizüstü bilgisayarlarımızı neredeyse her yere götürür olduk. Bu yüzden, kişisel ve profesyonel hayatımızda dizüstü bilgisayarlarımızı kullanırken dikkat etmemiz gereken en önemli şeylerin başında, bu pahalı aletleri kırıp bozmadan çalışır durumda tutmak geliyor.
Birçoğumuz, dizüstü bilgisayarımızın yere düşmesi, çanta kayışının kopması, üzerine kahve dökülmesi veya üzerine bir şeyler düşürmek gibi olaylardan korkarız. Çünkü genellikle böyle durumlar, dizüstü bilgisayarımızın bir daha çalışmayacak şekilde bozulması ile sonuçlanır. Ufak bir dikkatsizlik, önemli bilgilerin kaybı, para kaybı ve zaman kaybı olarak geri dönebilir. Bu yüzden dayanıklı dizüstü bilgisayarlar, artık modern bilgi çağında bir gerekliliktir.
Dayanıklılık derken bahsettiÄŸimiz ÅŸey ne? Birçok üretici firma, dizüstü bilgisayarlarını günlük basit kazalara dayanabilecek ÅŸekilde yapmaya baÅŸladıysa da, pek azı bu konuyu öncelik olarak ele alıyor. Bu konuda özelleÅŸmiÅŸ üreticiler, tüketiciye yarı-dayanıklı, tam dayanıklı hatta kurÅŸun geçirmez (gerçek anlamda kurÅŸun geçirmez) ürünler sunabiliyor. Dizüstü bilgisayar model serileri, zaman içinde daha da dayanıklı olacak ÅŸekilde geliÅŸtirilebiliyorlar. Mesela 2007 başında Dell’in piyasaya sürdüğü Latitude AGT D620 dizüstü bilgisayarı “yarı-dayanıklı” sayılıyordu. 2008 başındaki Latitude XFR D630 ise tam dayanıklı bir bilgisayar. Peki, bir dizüstünün yarı dayanıklı veya tam dayanıklı olması arasındaki farklar nelerdir? Böyle bir ürün alırken nelere dikkat etmek gerekir?
Dayanıklılığın Kuralları
Bir dizüstü bilgisayarın dayanıklılığı ölçülürken, beş farklı etmene göre karar verilir: Düşme ve sarsıntılar, sıvı dökülmeleri, titreşimler, toz, aşırı sıcaklıklar. Bunların tamamına belli bir ölçüde dayanacak şekilde yapılan dizüstü bilgisayarlar tam dayanıklı iken, bir kısmına karşı dayanıklı olanlara yarı-dayanıklı denilir. Fakat bu beş etmen bir dizüstü bilgisayarını çok farklı şekillerde ve güçlerde etkileyebileceği için, dayanıklılığın da sınırları ve kademeleri vardır.
Normal bilgisayarların özelliklerini belirtmek için kullanılan tanımlamaların dışında (işlemci hızı, bellek, sabit disk kapasitesi vs.), dayanıklı dizüstülerin ne kadar dayanıklı olduklarını belirtmek için de bazı tanımlamalar vardır. Bunlar belirli standartlar ölçüsünde hazırlanmış ve üzerinde mutabakata varılmış parametrelerdir.
MIL STD 810F standardı, özellikle çok kullanılan parametrelerden birisidir ve bir dizüstünün ne kadar dayanıklı olabileceğinin iyi bir göstergesidir. MIL STD 810F, ABD ordusu tarafından askeri ihtiyaçlar düşünülerek oluşturulmuş bir standarttır. Cihazların dayanıklılığını ölçmek için oldukça geniş bir test yelpazesi vardır. Mesela, yine Latitude ATG’den örnek vermek gerekirse, bu bilgisayar titreşim, nem ve yükseklik testlerinde (Method 514, Proc I; Method 507.4; Method 500.4 Alçak Basınç, Proc. I) başarılıdır. D-module denilen sürücüleri ve pilleri kapsayan testlerde de MIL STD 810F standartlarına uymaktadır, fakat optik sürücüsü tüm bu testlerin dışında bırakılmıştır, dolayısı ile bu yazıda bahsettiğimiz gibi bir dayanıklılık ölçüsünü, optik sürücüsü için söyleyemeyiz. Latitude XFR ise bu standartları geçmiştir: 4500 metre yükseklikte ve -29 derece ile 60 derece arasında çalışabilir.
Giriş Koruması (Ingress Protection) veya sadece IP denilen bir dayanıklılık standardı daha vardır. Bir IP sayısı, elektronik bir aksamın etrafındaki kaplamanın dış etkenlere karşı direncini gösterir. Bu sistemde IP yazısını takip eden iki sayı vardır. Bu sayılardan ilki, kullanıcıların elektronik aksamın yaratabileceği etkilerden, ayrıca elektronik cihazın, kaplamanın içine giren yabancı maddelerden (mesela su) ne kadar korunduğunu gösterir. İkinci sayı ise, kaplamanın içindeki elektronik aksamın değişik şekillerdeki nemden (su, yağmur, sprey vs.) ne kadar korunduğunu gösterir. Bu iki sayı ne kadar yüksekse, dizüstü bilgisayarınızın o kadar iyi koruması var demektir.
Biraz önce saydığımız beş etmeni biraz daha detaylı olarak incelemek gerekir ki, tam olarak neden bahsettiğimiz anlaşılsın.
Düşme ve Sarsıntı
Bir dizüstü bilgisayarın ne derecede sert darbelere dayanıklı olduğunu gösterir. Genellikle düşme mesafesi olarak verilir. Örneğin bu değer 90 cm olarak belirtilmişse, dizüstü bilgisayar 90 cm. yükseklikten düşmelere karşı korumalıdır. Bu da zaten standart masa yüksekliğidir. Dizüstü bilgisayarınızı çantasında taşırken (elinizde veya omzunuza asarak) hemen hemen aynı yükseklikte olacağı için, anormal koşullar dışında 90 cm iyi bir değerdir. Bu korumanın sağlanması, genellikle dizüstü bilgisayarın alışılmadık malzemelerden, mesela alüminyum veya magnezyum alaşımlarından yapılması ile sağlanır. Ayrıca içinde şok emici yüzeyler de bulunabilir.
Su Geçirmezlik
Belki de insanların en çok dikkat ettikleri koruma budur. Bir dizüstü bilgisayarın üzerine sıvı dökülmesi ihtimali, bilgisayarı yere düşürme ihtimalinden daha yüksektir. Su, bildiğiniz gibi birçok elektronik devre için çok zararlıdır. Su döküldüğünde bilgisayar anında bozulmasa bile, içinde kalan nem yüzünden zamanla devrelerin birleşim yerleri zarar görebilir. Elektrik kaçağı olabilir, hatta bu size de zarar verebilir. Su geçirmezliğin değişik seviyeleri vardır. Çoğu üretici, dizüstü bilgisayarların sadece klavyelerini su geçirmez yapar fakat geri kalanının böyle bir özelliği yoktur. İdeal bir su geçirmezlik, hafif yağmur altında çalışmaya olanak sağlamalıdır.
Toz Geçirmezlik
Dizüstü bilgisayarınızın havalandırma sistemi (fanları, ısı soğurucular) tozlanmak ve cihazın içine toz çekmek konusunda maalesef çok başarılıdırlar. Bu toz zamanla elektronik devrelerin üzerinde birikip aşırı ısınmalarına ve düzgün çalışmamalarına sebep olabilir. Mesela klavye, tuşları altında biriken toz yüzünden doğru düzgün basmayabilir. Bazı firmalar (mesela Panasonic) bu sorunu bilgisayara bir hava soğutma sistemi koymayıp, dizüstü bilgisayarın kasasını dev bir ısı soğurucu gibi kullanarak çözme yoluna giderler (CF-W5 ve CF-T5 modelleri örnek olarak gösterilebilir). Genellikle gerçekleştirilmesi oldukça zor bir korumadır.
Titreşim Koruması
Bir dizüstü bilgisayarın sürekli bir titreşime ne kadar süre, ayrıca ne kadar güçlü bir titreşime karşı çalışabileceğini gösteren değerdir. Özellikle karayolu ile sık seyahat eden kişiler için (mesela distribütörler, iş adamları vs.) oldukça önemlidir. Arabayla bir tümseğin üzerinden geçtiğinizde bilgisayarınızın çalışmayı durdurması oldukça sıkıcı bir durum olabilir. Titreşim, özellikle sabit diskler bakımından oldukça kötü sonuçlara yol açabilir. Bunu engellemek için, aşırı bir titreşim algıladığı anda okuma/yazma kafasını yüzeyden ayıran veya dönen plakalarını kilitleyen, titreşim engelleyiciler ile kaplı sabit disk tasarımları kullanılır.
Aşırı Isı Koruması
Aşırı ısı korumasından kasıt, sadece yüksek sıcaklıklardan değil, aynı zamanda düşük sıcaklılardan da korunmayı kapsar. Aşırı sıcakların bilgisayar parçalarına nasıl zarar verdiğini zaten biliyoruz; sektörün en önemli öncelikleri arasında zaten ısınan elektronik aksamların sıcaklığını bir şekilde gidermek bulunuyor. Bu, dizüstü bilgisayarların sıkışık ortamında yapılması çok zor, zaten normal koşullarda bile pek kolay olmayan bir iş. Aşırı bir sıcaklığa maruz kalmak, bu elektronik devrelerin soğutma sistemlerinin işlerini tam yapamamalarına yol açabilir ve devreler yanabilir. Bilgisayarın plastik aksamları deforme olabilir. Aynı şekilde çok soğuk hava şartları da elektronik devrelere zararlıdır; elektrik akımının direnci değişebileceği için, hatalı çalışabilirler. Fakat asıl sorun hareketli parçalarda görülür. Aşırı soğuk havaların üstesinden gelebilmek için üreticiler, bilgisayarların içine ayrıca ısıtma sistemleri de koyarlar. Mesela Itronix GoBook III -23 ile 60 dereceler arasında çalışabilir. Daha soğuk ortamlar için kendi ısıtma sistemi olan opsiyonel sabit diskleri vardır. Normal kullanıcılara yönelik bilgisayarlar içinde ise soğukta çalışma rekoru yüksek ihtimalle Dell Inspiron 6000′in elindedir: -36 derece ile 40 derece arasında çalışabilir. Geçen sene piyasaya çıkan Motorola’nın ML910 modelinde ise, sabit disklerin dönen plakalarının sürtünmesini azaltan yağın donmasını engellemek için, sabit disk daha çalışmadan önce devreye girip bu aksamı ısıtan bir sistem kullanılmıştır.
Bir Dizüstü Nasıl Dayanıklı Olur?
Dizüstü bilgisayarları dayanıklı yapmak için, yukarıda saydıklarımız da dahil olmak üzere bazı temel tasarımlardan yararlanılır. Bunların başta gelenleri, kapakları olan veya bir şekilde tıkanabilen bağlantı port’ları, titreşimden etkilenmeyen sabit diskler (SSD’ler tercih edilir), darbeye dayanıklı LCD paneller ve esnek devre bağlantılarıdır.
Standart dizüstü bilgisayarların kasaları, ABS plastiği denilen bir maddeden yapılmaktadır. Dayanıklı dizüstü bilgisayarlarda ise ABS plastiği yerine genellikle magnezyum, alüminyum hatta bazen titanyum alaşımları kullanılmaktadır. Ekranın gövdeye bağlandığı noktalar çok daha sert ve dayanıklı malzemelerden ve normal kullanımda oluşabilecek gerilim ve basınçlardan çok daha fazlasını kaldırabilecek şekilde yapılırlar. Aslında dayanıklı bir dizüstü bilgisayar alınacaksa, dikkat edilmesi gereken ilk yer bu ekran/gövde bağlantısıdır. Bazı dayanıklı dizüstü türlerinde ise, çantasız da dışarıda taşınabilmeleri için, gövdeye monte edilmiş taşıma kulpları bulunur.
Hemen hemen tüm dayanıklı dizüstü bilgisayarların sabit diskleri mutlaka ÅŸok ve titreÅŸim korumalıdır. Bunu saÄŸlamak için kullanılan yöntemlerin en bilineni, 1,8″lik bir sabit diskin 2,5″lik bir sabit disk kutusuna konulması ve arasının ÅŸok emici materyal ile doldurulmasıdır. Bu ÅŸok emici materyaller yerine bazen sarsıntının sabit diske iletilmesini engelleyen mekanik aksamlar da kullanılır. Bunlar sabit diskin darbelere karşı dayanıklılığını %145 kadar arttırabilirler. En azından Dell’in iddiası bu yönde.Bir diÄŸer yöntem ise, daha önce de deÄŸindiÄŸimiz gibi sabit diskin okuma/yazma kafasının titreÅŸim anında dönen plakalardan ayrılması veya plakaların dönmeyi durdurup zarar görmelerinin engellenmesi için kilitlenmeleridir. Bu okuma/yazma kafasını kilitleme yöntemini özellikle Toshiba kullanıyor.
Son zamanlarda, üretimlerinin de gittikçe yaygınlaÅŸması ve dolayısıyla ucuzlaması ile birlikte, dizüstü bilgisayarlarda SSD (Solid State Disk) olarak tabir edilen, hiçbir hareketli parça içermeyen katı hal diskleri kullanılmaya baÅŸlandı. FlaÅŸ bellekler ile akraba olan ve hareketli parçası olmayan bu diskler (aslında “disk” denebilecek hiçbir aksamları yok), normal sabit disklere göre çok daha dayanıklı, daha az ses çıkartıyor, daha az ısınıyor ve daha az elektrik harcıyor. Yani dizüstü bilgisayarlar için biçilmiÅŸ kaftan. Bizim konumuzu ilgilendiren asıl önemli özellikleri ise 1300 G gibi inanılmaz darbelere karşı dayanıklı olmaları. Bu, normal bir sabit diskin dayanabileceÄŸinin iki katıdır. Tabii bu, ekstra güvenlik önlemleri ile arttırılabilir. Fakat ÅŸu sıralar 64 GB depolama alanına sahip bu disklerin fiyatları normal sabit disklere göre çok pahalı.Böyle dayanıklı dizüstü bilgisayarlarda olması gereken bir diÄŸer özellik ise, güvenlik sistemleridir. EÄŸer böyle bir bilgisayar alıyorsanız, yüksek ihtimalle sürekli hareket halindesiniz ve bilgisayarınızı da beraberinizde götürüyorsunuz demektir. Bilgisayarınızı yanınızda oraya buraya götürmenin en büyük sakıncalarından birisi, çalınma ihtimalinin artmasıdır. Bu yüzden, bilgisayar çalınsa bile, hırsızın içindeki bilgilere eriÅŸememesi, hatta mümkünse bilgisayarı hiç kullanamaması saÄŸlanmalıdır. Bu iÅŸ için sabit diskteki tüm verileri ÅŸifreleyen yazılım veya donanımlardan, parmak izi okuyuculardan, yerinden çıkartılabilen sabit disklerden yararlanılır. Bazı bilgisayarlarda anahtarlı kilit sistemleri, hatalı giriÅŸ yapıldığında sabit diski silen donanımlar, hatta izinsiz bir giriÅŸte bilgisayarın devrelerini yakarak kullanılmaz duruma getiren sistemler de kullanılır.
Bütün bunların yanında, bu bilgisayarı dışarıda kullanacağımıza göre, işimize yarayabilecek değişik özellikler de hiç fena olmaz. Mesela bilgisayarı gece kullanırken klavyenin aydınlatmasının olması oldukça işe yarar. Gündüz güneş ışığı altında kullanırken, LCD ekranının mümkün olduğunca parlak olması, yaptığımız işi görebilmemiz açısından önemlidir. Dayanıklı, metal veya dolgu malzemeli kaliteli, su geçirmez taşıma çantaları da güzel aksesuarlar olabilir. Bazı modellerin, araba içinde kullanılması için çakmak adaptörleri, hatta konsola sabitlenebilen tablaları opsiyonel olarak satılmakta. Tabi pil ömrünü de unutmamak lazım; dağ başında kamp yaparken piliniz bittiğinde etrafta elektrik prizi bulamayabilirsiniz. Bu yüzden alacağınız dizüstü bilgisayarın pil ömrünün mümkün olduğunca uzun olduğundan ve fazladan yedek pillerinin bulunduğundan emin olun.
